Eğitim
Giriş Tarihi : 21-12-2021 22:46   Güncelleme : 21-12-2021 22:46

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ EV SAHİPLİĞİNDE II. ULUSLARARASI OSMANLI İZLERİ SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ EV SAHİPLİĞİNDE II. ULUSLARARASI OSMANLI İZLERİ SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ EV SAHİPLİĞİNDE II. ULUSLARARASI OSMANLI İZLERİ SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

Trakya Üniversitesi Osmanlı Medeniyeti Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (OSMER) tarafından düzenlenen Uluslararası Osmanlı Sempozyumu’nun ikincisi “Balkanlar” teması ile gerçekleştirildi.
Balkanlarda 600 yıla yakın hüküm sürmüş Osmanlı Devleti’nin izlerini gün yüzüne çıkararak dünden bugüne, bugünden de yarına aktarabilmek amacıyla ‘Balkanlar’ özel teması ile çevrim içi olarak gerçekleştirilen II. Uluslararası Osmanlı Sempozyumu, Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı tarafından hazırlanan mini konser ve Trakya Üniversitesi tanıtım filminin izlenmesi ile başladı. Edirne AK Parti Milletvekili ve TBMM KEFEK Başkanı Dr. Fatma Aksal’ın gönderdiği mesajın okunmasının ardından sempozyumda açılış konuşmalarına geçildi.
Adalet terazisi ve hoşgörü içinde birlikte yaşama sofrası olan Osmanlı medeniyetinin izlerini ortaya çıkarmak ve bu izlerin geçmişte olduğu gibi bugünü ve yarını aydınlatmasına vesile olmanın gayretinde olduklarını ifade eden OSMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez “Merkez olarak sempozyumumuzun bu yılki temasını Balkanlar olarak belirledik.

Bu izler, sadece yapılardan ibaret değildir.  Bu izler lisandan sofra kültürüne, giyim kuşamdan şehir kültürüne kadar etkisini hala sürdürmektedir. Sempozyumda Balkanlar teması içinde çok değerli katılımcılarımızın çalışmaları sayesinde Balkan coğrafyasındaki Osmanlı izleri ortaya konacaktır. Toplam 9 farklı ülke, 7 oturum ve 37 bildiriden oluşan sempozyumumuzda Balkanlardaki Osmanlı izleri; sanat, edebiyat, mimari, hukuk, musiki, kamu yönetimi, iktisat, spor, sosyoloji, tarih ve sosyal hayat alanlarındaki çalışmalarla gözler önüne serilecektir.” dedi.
Rumeli’nin büyük Şairi Ethem Baymak’ın dizeleriyle katılımcıları selamlayan Sempozyum Başkanı ve Edirne Sosyal Bilimler MYO Müdürü Doç. Dr. Mustafa Hatipler, yeryüzünün çeşitli bölgelerinde hala Osmanlı medeniyetinin izlerinin ayakta durduğunu vurguladı. Doç. Dr. Hatipler, “İşte bu medeniyetin izlerinde yol almaya çalışan Üniversitemiz ve Üniversitemizin Osmanlı Medeniyeti Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak bu yılki sempozyum temamızı; ‘Balkanlar’ olarak belirledik. Bu sempozyumda, Balkanlar; mimarîden yönetime, ekonomiden musikiye, giyim-kuşamdan mutfak kültürüne, edebiyat ve sanattan spora kadar çok disiplinli bir yaklaşım içinde ele alınacaktır.” dedi ve sempozyumun hazırlanma sürecinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Edirne, her yönüyle bir başşehirdir.
Edirne’nin, tarihiyle çok önemli ve medeniyetimiz için de oldukça mukaddes bir mekân olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Erhan Tabakoğlu “1361 yılında Edirne’nin fethedilmesi ile başkent olmuş ve tarihte yeni bir sayfa açılmıştır. 92 yıl başkentlik süresince Balkanları, İstanbul’u fetheden; Fatih’in doğduğu, büyüdüğü, yetiştiği; Osmanlı’nın beylikten imparatorluğa geçtiği en kudretli zamanların ruhunu bünyesinde muhafaza eden bir şehir olmuştur. Ciddi gayret sarf edilerek derinlemesine araştırılması gereken Edirne; bir açık hava amfisidir, öğretmendir ve Osmanlı’yı en iyi anlatan şehirdir.” dedi.
Ülkemizin geleceğini inşa edecek yeni Fatihler, Mimar Sinanlar yetiştirme gayretiyle çalışıyoruz.
Trakya Üniversitesinin böyle bir şehrin üniversitesi olduğunu ifade eden Rektör Tabakoğlu “Biz Fatih’leri ve nice devlet adamlarını yetiştiren 56 kayıtlı medresenin devamıyız. Büyük devlet adamlarını, askerleri yetiştiren Edirne, şimdi de Trakya Üniversitesi ile ülkesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini tekrar inşa edecek Fatihler, Mimar Sinanlar yetiştirmek üzere kendini hazırlamış bir üniversitedir. Edirne, vilayet olarak sadece şu andaki 400 bin nüfuslu Edirne değildir.Dolayısıyla Trakya Üniversitesi adından da aldığı güçle bir bölge üniversitesidir. Buradan da hareketle başkentliğinden aldığı güçle kendisini Balkanlar konusunda uzmanlaşmaya adamış bir üniversitedir. Bu uğurda geçmiş rektörlerimizin de emekleriyle pek çok önemli çalışma yapmıştır. Bugün 5 bini Balkanlardan gelen 84 ülkeden 5600 uluslararası öğrencisi olan bir üniversiteyiz. Kuruluşunda 26 üniversite ile başlamış Balkan Üniversiteler Birliği bugün 84 üniversite ile devam ediyor. İnşallah baharda 12 Balkan ülkesinden 100’ün üzerinde üniversitenin üyeliğinde devam edecek büyük bir yapıdan, birlikten söz ediyoruz. Trakya Üniversitesi bu coğrafyada köyler, mahalleler, okullar, bakanlıklar dokunmadık yer bırakmadan gezerek Balkanları yakından tanıyan, fikir beyan eden bir üniversitedir. Dış İşleri Bakanlığı, TİKA, Yunus Emre ile çok yakın çalışarak önemli işler başarıyor. Eğitim ve sağlık konusunda bu coğrafyanın yanında olurken şimdi de teknoloji, AR-GE ve Teknopark’ı ile bu bölgenin yanında. Dostluk ve kardeşliği artıracak, bir arada yaşamayı kolaylaştıracak her unsurla bu bölgede çabalarına, çalışmalarına devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Medeniyetimiz, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla yoğrulmuştur.
Osmanlı’nın araştırdıkça, incelendikçe hayranlık uyandıran bir medeniyet olduğunu belirten Rektör Prof.Erhan Tabakoğlu “Ben bir tıp hekimiyim, bilirim ki bir vücudu anlamak için tek bir hücreye, onun DNA’sına bakmak yeterli olur. Bugün yaşadığımız topraklar Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce dünyaya hükmeden bir imparatorluğun merkeziydi. 3 kıtada asırlar boyunca hüküm süren Osmanlı Devleti, dünyanın en güçlü devletlerinden biriydi. Osmanlı Devleti’nin zamanında sahip olduğu topraklar üzerinde şu an 50’den fazla ülke vardır. Çok büyük düşünmüş; ilme, irfana önem vermiş. Gücü, kültürü, sanatı bünyesinde barındırmış bir medeniyettir. Şimdi güçlü olanın haklı olduğu bir dünyada yaşarken hak sahibinin güçlü olduğu bir anlayışı yaşatmıştır Osmanlı. Kültürüyle yaşatmış, insana verdiği değerle yaşatmış, ilme verdiği önemle yaşatmış. II. Bayezid Külliyesi en güzel örneği. Hastanesi, imareti, medresesi, sıbyan mektebi, mumhanesi, tabhanesi ile aslında küçük bir nüvedir ama 6 yüzyıl 3 kıtaya nasıl hükmedileceğinin en güzel örneğini vermiştir. Çünkü insana değer vermiş, ihtiyaçlarını karşılamıştır. Edirne Sarayı belki yanmıştır, yıkılmıştır ama Adalet Kasrı ayaktadır.Çünkü Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıyor. Osmanlı İmparatorluğu, bu çil çil kubbelerle bugün hala çok geniş bir coğrafyada yaşamaya devam ediyor. Köprüleriyle, hanlarıyla, hamamlarıyla… O coğrafyalarda her ne kadar bugün farklı milletler yaşasa da o milletler de aslında Osmanlıydı. Osmanlı ilmiyle biraz daha derinleştikçe mimarisinde, edebiyatında, sanatında hayretler uyandıran işler başarmış. Osmanlı yaşıyor… Bizimle beraber yaşıyor. Yetiştireceğimiz evlatlarla yaşayacak. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Osmanlı’yı daha iyi tanımaya ihtiyacımız var. Bu güzel toplantılara ihtiyacımız var. Bu özgüvenle daha iyisini yapabiliriz diyecek gençlere ihtiyacımız var ve onlar geliyorlar. Dünyada türlü haksızlığın yaşandığı bir dönemde mazlumlara çare olacak, yine adaletle hükmedecek yeni bir anlayışın yerleşmesini temenni ediyorum.” şeklinde konuştu.
Osmanlı Medeniyeti Çalışmaları Merkezinin de Trakya Üniversitesine en çok yakışan merkezlerden biri olduğunu tekrarlayan Rektör Prof. Dr.Bu sempozyumun Balkanları konu alması da hem üniversitemizin misyonunu hem durduğu yeri hem hedef noktasını tekrar göstermesi açısından oldukça anlamlı buluyorum. Amerika’dan, Almanya’dan, Balkanların pek çok ülkesinden iki gün boyunca birbirinden kıymetli bildiriler sunulacak. Ve inşallah bunlar bir araya getirilerek kaynak eser de oluşturulacak. Yine Trakya Üniversitesinin Balkanlar konusunda yapmış olduğu çalışmalara önemli bir katkı daha olacak.” diyerek sempozyumun gerçekleşmesinde başta Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez ve Doç. Dr. Mustafa Hatipler olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.
Rektör Tabakoğlu, konuşmasını sempozyumun davetli konuşmacısı Prof. Dr. İlber Ortaylı ve tüm katılımcılara teşekkür ederek sonlandırdı.
Açılış konuşmalarının ardından sempozyum, çağrılı konuşmacı olarak davet edilen Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın konuşması ve oturumlarla devam etti..